Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Festival Günlüğüm

Hakan Güven

27. Uluslararası Ankara Müzik Festivali'nde benim katılabildiğim ilk konser: Şefika Kutluer ve Fransız Barok Orkestrası... Bir nev'i akort ettiler bizi, Şefika Kutluer’in bizlere çeşit çeşit müziğin suya çizdiği resimleri göstermesinden sonra Vivaldi'nin 6 Konçertino'sundan oluşan flüt maratonu başladı. Şefika hanım için maraton gibi geçmiş olabilir ama bana en fazla 100m koşu finali kadar sürmüş gibi geldi. "Her güzel şey çabuk bitermiş" sözüne örnek gösterilebilecek bir konsere şahit oldu Ankara gecesi.

Eğer tüm kabuslar böyle olsaydı hiç uyanmak istemezdim! "A Little Nightmare Music”... Bir keman, bir piyano ve iki esprili virtüöz Aleksey Igudesman ve Richard Hyung-Ki Joo'dan stand-up tadında klasik müzik konseri... Ne kadar aykırı gibi görünse de 7'sine de 70'ine de aynı duyguları hissettirecek kadar sade ve açık. Müzisyen ve bestecilere, bizzat kendilerine, biz izleyicilere, ince ince(!) taşlar.Bu “kabusu” kaçıranlar için sadece üzülebiliyorum.

Birlik Halinde Huzura Ermek Kalbinizden içeri sızan ve oradaki her hisse ince ince dokunan "İncesaz" konseri az önce bitti (maalesef). Bir çok yerde duyduğumuz parçaları iki adım önümüzde başka diyarlardan alıp hayatımıza katan bir avuç mütevazi müzisyen. Müziğin evrenselliğini söz kullanmadan ispat eden bir konser. Klasik Türk Musiki enstrümanlarıyla, batı müziği enstrümanlarından derlenmiş, tadından yenmeyecek bir harman. Salonun tümüne yayılan huzurlu, hüzünlü nağmelerin dalgalarında, boğulma korkusu olmadan yapılan yolculuk ve konserin sonunda gerçek dünyaya hiç dönmek istemeyişim...

Hiperaktif Müzik ve Dans Ünleri çok önceden sınırlarını aşmış bir ritm dans grubu neredeyse gösteri yaptıkları ülke sayısı kadar çeşitli dansçısı bulunan Mayumana. Ülke ülke gezerken yanlarında taşıdıkları müzik aletleri ise: bolca baget, biraz tokmak, eser miktarda malet (bagetten büyük, tokmaktan küçük sopa) ki artık bir tanesi de imzalanmış olarak bende, biraz teneke biraz da plastik kova, makul miktarda orta boy çöp konteyneri, çokça fosforlu top, bir o kadar fosforlu palet, muhtelif boy ve ebatlarda boru, kişi başı bir adet fıçı, iki adet nargile, bir de eller...ayaklar ve hatta tüm vücutlar. 10 dansçıdan 10 üzerinden 10'luk gösteri. İki sopa bir de kova, sadece ritmle müzik yapmak mümkün mü? Hem de nasıl ! Her nesnenin müziği var mı? Hem de nasıl ! Bu kadar patırtı muzurlukla birleşip göze de hoş gelir ve bu kadar da güldürür mü? Hem de nasıl ! Mayumana iyi miydi? Kaçıranlar üzülsün mü? Hem de nasıl!

Beş Külkedisi 5 kişilik dev kadro, insan sesinin olmadığı enstrümanlı konserlerden sonra enstrümansız insan sesinin başrolde olduğu konser. Club for Five. Tekniği, çeşitliliği ve enerjisi ile farklı ve çok güzeldi. Sadece seslerini kullanarak, caz, pop, tekno, rock diyarlarında keyifli 5 yıldızlı bir gezinti... Üstelik de volkanik külleri aşıp 3 saatliğine açılan hava trafiğinden gelen bir ekiple. Sizlerle ya da Sizsiz (With or Without You), gelemediyseniz umarım tatlı rüyalar görmüşsünüzdür, biz gerçeğini dinledik (Sweet Dreams). Hayatımızın yürüyüşünü (Walk of Life), ordudaki kardeşlerle beraber yaptık (Brothers in Arms). Bir daha önünüze çıkan tepelerden korkmayın, aşın ve siz de gelin (Running Up that Hill). Öpücüklerle uğurladık birbirimizi (Kiss).

Bir Elin Nesi Var? Dört Elin Virtüözitesi Var! Doğal olarak tek tabureli kullanılan bir enstrüman - piyano ve 2 muhteşem virtüöz. Harika bir program ve tek piyanoda Hande Dalkılıç ve Rüya Taner'e ait 4 mükemmel el. Son yıllarda izlediğim en keyifli piyano resitaliydi. Daha önce Liszt'in Il Sospiro'sunu canlı izlemediyseniz ki biz Rüya Taner'den dinledik, mutlaka piyanistin ellerini görebileceğiniz bir yere oturun, ellerin ve parmakların dansını, onlar dans ederken piyanonun şarkısını yaşayın. Chopin'in iki Mazurka ve bir Polonez'ini bir de Hande Dalkılıç farkıyla dinleyin. Bir piyanonun ve piyanist olan sayfa çevirici ile beraber, 3 hanımefendinin MEB Şura Salonu'nu nasıl doldurduğunu görünce, yapılabilecek tek şey ayakta alkışlamak, ben de öyle yaptım zaten.

Fantastik Dörtlü Rusya'dan ziyaretimize gelmiş muhTerem balalayka dörtlüsü Terem Quartet'ten muhTeşem konser... Klasiklere, etnik enstrümanlarla yeni soluk; halk şarkılarına yeni heyecan... Barok, tango, flamenko, caz tarzlarında bir rock topluluğu edasıyla... Elleri müzik aletleriyle notaları dokuyan ama bunu yüzlerinde afacan bir çocuğun muzipliğiyle yapan ve "ne kadar değişik ve hoş olmuş değil mi?" dedirten dört yetenek. Vakıf olmazsa belki de ömrümce haberim olmayacak. Türkiye hariç hemen her yerde konser vermiş, adlarına festivaller düzenlenen 24 yaşında bir grup Terem Quartet. Şaşırtıcı özgün düzenlemeler... İnanılmaz bir hız... Yürekten bir performans... Neden bitti ki?!?

Müziği Ziyafete Çevirenler Saule & the Madrix, keman, gitar ve arp. Bir daha ne zaman böyle bir grubu izleme şansımız olur acaba? Bach'tan Enya'ya kadar uzanan bir serüven. Gitarını ağlatan bir gitarist, arpını konuşturan bir arpist ve kemanı ile (gerçekten) dans eden bir kemancı... Kemanın telini kopartacak kadar kendini kaptıran bir müzisyen, espriler yapan içten bir ekip. Sanki bizden biriydiler sadece biraz(!) daha yetenekliydiler. Müziğin tadını damağımızda bile hissettiren bir ziyafet. Sevgili Sevda-Cenap And Müzik Vakfı, bir tabak daha lütfen...

Festival içinde karnaval gezisi yapmamızı sağlayan "Uluslararası Ankara Müzik Festivali"'ni yaratan/yaşatan başta Sevda-Cenap And Müzik Vakfı çalışanları olmak üzere, emeği geçenlere ve destekleyenlere teşekkürlerimi ifade edecek kelime yok dağarcığımda, sadece teşekkür edebiliyorum, beni affedin. Hayatınız hep bir karnavalmış gibi coşkuyla, neşeyle geçsin. Çünkü sayenizde bizimkiler öyle geçiyor. Hepinizin ama hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum. İyi ki varsınız, teşekkürler.